Acil demokrasi talebimiz ve görevden açığa alınmalarla ile ilgili bugün Odamızda yaptığımız basın açıklaması TTB Yüksek Onur Kurulu üyemiz Uz.Dr. Tufan Ünal, geçmiş dönem başkanlarımızdan Prof. Dr. Tayyar Şaşmaz, Uz. Dr. Galip Kırıcı, Onur Kurulu üyemiz Prof. Dr. Şebnem Atıcı, Merkez Konseyi Delegelerimiz Doç. Dr. A. Öner Kurt, Dr. Mehmet Antmen, Dr. Zeki Sinan Doğan, yönetim kurulu üyelerimiz Prof. Dr. Gülden Ersöz, Dr. Ayşe Sıddıka Çöl, Uz. Dr. Mahir Baloğlu, komisyon üyelerimiz Dr. Selçuk Fidan, Dr. Recep Tepe, Dr. Ramazan Miran, Aile Hekimleri Derneği Başkan’ı Dr. Gürbüz Şen ve Mersin Emek Demokrasi Güçleri’nin katılımıyla gerçekleşti. Basın açıklamasını Oda Başkanımız Dr. Ful Uğurhan okudu.
Mersin Tabip Odası Yönetim Kurulu
ACİL DEMOKRASİ
Değerli basın emekçileri
Türkiye, 15 Temmuz 2016 gecesi, tarihinin en karanlık gecelerinden birini yaşadı. Halkın seçtiği meclis bombalandı, yüzlerce insan öldü, binlercesi yaralandı. Öncelikle bu darbe girişimini kınıyor, düzenleyicilerinin evrensel hukuk kurallarına göre yargılanmasını ve suçluların gereken cezaları almalarını istiyoruz. Ölenlerin yakınlarına sabır, yaralılara şifa diliyoruz. Darbe girişimini önlemek için görevlerini en iyi şekilde yapan kamu görevlilerine ve haklarını şiddete başvurmadan savunan tüm yurttaşlarımıza da teşekkür ediyoruz.
Meslek örgütümüz varoluşundan bu yana diğer emek ve demokrasi güçleri ile birlikte sokaklarda- meydanlarda, demokrasi, eşitlik, adalet, özgürlük, laiklik, barış gibi yüce kavramların savunuculuğunu bedel ödemek pahasına yapmıştır. Bedelin ne olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz: Bizler Gezi’de yargılandık, Ankara Garı’nda katledildik, çalıştığımız kurumlarda sürekli tayin edildik, sözleşmelerimiz yenilenmedi, işimizden- aşımızdan olduk. Ama asla yılmadık. Yine sokakta ACİL DEMOKRASİ diye haykırıyor, bilimsel ortamlarda konuların derinlemesine tartışılması için çabalıyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki anılan kavramlardan herhangi birindeki bir eksiklik hali sağlık ortamını olumsuz etkiler.
Darbe girişimi sonrasında yaşadığımız süreç ne yazık ki darbenin önlenmesinin yarattığı sevinci gölgede bıraktı. İdam cezasının geri getirilmesi talebini, basında gördüğümüz şekliyle işkence tanımına giren sorgulamaların yapılışını, hainler mezarlığı uygulamasını, günlük yaşamda yaşadığımız pek çok kısıtlamaları, kamu görevlilerin açığa alınması ya da sorgulaması sırasındaki belirsizliği büyük bir kaygıyla izlemekteyiz ve bunu kabul edilemez buluyoruz.
Bu süreçte bazı meslektaşlarımızın da açığa alındığını duymaktayız. Geçmiş yıllarda benzer sorgulamalarda adil olmayan pek çok olayın yaşandığına tanık olduk. Bazı kamu görevlileri o zaman suçlandılar şimdi ise taltif ediliyorlar. Yapılan hukuk dışı uygulamaların sonucunda ne yazık ki durumun ağırlığına dayanamayan bazı kişilerin bunu yaşamları ile ödediklerini biliyoruz. Kişilerin ve ülkemizin itibarını zedeleyen benzeri durumların bir kez daha yaşanmaması için gerekli özenin gösterilmesini, soruşturmaların bir an önce hakkaniyetle tamamlanmasını, kişilerin damgalanmasına yol açacak ortamların yaratılmamasını istiyoruz.
Açığa alınan meslektaşlarımızın hizmet sunamayacak olmaları ve başlanan tedavilerin yarım kalması, kişilerin kendileri ve aileleri kadar hastaları da olumsuz etkilemektedir. Zaten hizmet sunumuna yetişemediğimiz sağlık sektöründe, uzun süreli ve yeterli kanıt olmadan yapılacak açığa almaların sonucunda oluşacak personel eksikliği ek sorunlar yaratacaktır. Sağlık alanında yapılacak açığa alınmaların halkın sağlığa erişimi açısından yaratacağı engeller göz önünde tutularak soruşturmaların bir an önce hakkaniyetle tamamlanmasının önemini bir kez daha vurguluyoruz.
Biz hekimler tedavisi güç ya da mümkün olmayan pek çok hastalığın zamanında alınacak önlemlerle aslında oluşmayacağını hastalarımıza anlatırız. Ülkemizin şu an içinde bulunduğu durum için de benzer uyarıları yaptık. Bütün emek ve demokrasi güçleri ile birlikte bu anı yaşamamak için mücadele ettik. Ne yazıktır ki 40 yıl gibi uzun sürede olgunlaşan bu hastalığın gelişi çeşitli çıkar hesapları yüzünden görmezden gelindi, önlemler alınmadı veartık tedavisi çok zor.
Sokaktaki sade yurttaştan, Devletin en üst kademesine kadar aslında herkesin bildiği Devlet içindeki bu usulsüz yapılanmanın yarattığı sorunlardan, şimdiye kadar gereken önlemleri almayan herkes sorumludur. Kandırıldık diye içinden sıyrılmaya çalışmak yeni hastalıkların oluşumuna zemin hazırlar.
Buradan bir kez daha dikkat çekiyoruz, darbelerin panzehiri çoğulcu katılımcı demokrasilerdir. Her renge ve farklılıklara eşit yakınlıktaki, ayrıştırıcı değil bütünleştirici olan yönetimlerde ve bu şekilde yönetilen toplumlarda askeri veya sivil darbe olasılığı yoktur. Bu bağlamda darbe sonrası ihtiyaç duyulan arttırılmış güvenlik durumunu yani “olağanüstü hali” istisnai olmaktan çıkararak, kalıcı hale getirecek düzenlemelerden kaçınılmalıdır. Sonuçta darbeleriönlemenin yolu özgürlükleri genişletmekten geçmektedir. Daraltılmış özgürlük alanları yeni darbelere bahane yaratmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
Evrensel hukuk kurallarının işlediği, demokratik, laik, özgür bir ülkenin temellerini sağlamlaştırmak hepimizin görevi olmalıdır. İdam cezasının geri gelmesi, uzun süren gözaltılar, haksız tutuklamalar, işkence uygulamaları, liyakata değil yandaşları kayırmaya yönelik atamalar, laiklik karşıtı uygulamalar ülkemizi artık geri dönülmeyecek bir yola sokacaktır. Biz geçmişte olduğu gibi bugün de demokrasiyi savunma görevimizi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.
Mersin Tabip Odası Yönetim Kurulu Adına
Başkan
Dr.Ful Uğurhan