06 Ekim 2009
BASIN AÇIKLAMASI
“Sağlıkta Dönüşüm Programı Bir Ucubeye Dönüştü”
“Maalesef Haklı Çıktık; Hükümet Sağlık Ocağında Bile Halktan Para İstiyor”
Sağlık Bakanlığı’nın “Sağlıkta Dönüşüm” olarak adlandırdığı programın aslında bir özelleştirme hareketi olduğunu ve sağlık hizmetlerinin özelleştirileceğini yüzlerce kez haykırmıştık. IMF ve Dünya Bankası tarafından dayatılan bu programın Ülkemiz için uygun olmadığını, çok pahalı bir sistem olduğunu, emperyalist ve ulus ötesi güçlerin sadece kendi çıkarını düşündüğünü, halktan katılım payı alınmazsa sistemin çökeceğini hem halkımıza hem de Hükümete anlatmaya çalışmıştık. Hükümet ise cebinde nüfus kâğıdı olan herkesin özel hastaneler dâhil olmak üzere istediği her yerden sağlık hizmeti alacağını söyleyerek gözleri boyuyordu. Halkımız da kulağa hoş gelen bu süslü sözlere inanmak istiyordu. Öyle ya, koskoca hükümet, koskoca devlet adamları hiç yalan söyler miydi?
Oyunun birinci bölümü hepimizin hatırlayacağı “birinci basamağın özelleştirilmesi” yani sağlık ocaklarının satılarak “aile hekimliği” uygulamasına geçiş bölümü idi, atılan yanlış adımlar sonucunda bir türlü tüm yurtta istenilen şekilde yaşama geçirilemedi. Sevk zinciri uygulanamadığı için memnun gibi görünen halkımız, bu uygulamanın denendiği yerlerde isyan ederek sevk zinciri uygulamasını geri çektirmiştir. Böylece birinci basamak sağlık hizmetleri maalesef tedaviye yönelik hizmetlere dönüşmüştür.
Tüm halkımıza ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmeti vaat eden hükümet daha henüz yasa, pilot halde uygulanırken devlet ve üniversite hastaneleri ile özel hastanelere giden vatandaşlardan katılım payı tahsil etmeye başlamıştı. Hatta o dönemde eczacıları “tahsilât memuru” haline getirip katılım paylarını tahsil ettirmişti. Gösterdiğimiz tepkiler üzerine geri adım atılmış ve katkı payları hastanelerden tahsil etmeye başlanmıştı. Tanıdığımız ilk günden beri “iki adım ileri-bir adım geri” politikası izleyen hükümetin tekrar ne zaman adım atacağını beklemeye başladık. Sağ olsunlar! Bizi çok bekletmediler. Bu kez intikamları daha acı oldu! Eczacılar yine “tahsilât memuru” yapıldı, üstelik hükümet artık birinci basamağa yani sağlık ocakları ve aile hekimliği merkezlerine başvuran vatandaşların da katkı payı ödemesini zorunlu hale getirdi. Bununla birlikte daha önce aldığı katılım paylarını da %50 oranında artırdı. Bununla da yetinmeyip Yeşil Kart sahibi yoksul vatandaşların da katkı payı ödemelerini zorunlu hale getiren hükümet gerçek vicdan anlayışlarını açıkça göstermiştir. Ayrıca tam kendilerine yakışır biçimde, bu kez tepki gösterilmesin diye 1 Ekimden itibaren doktor, eczacı ve avukatlara sıkı vergi denetimi yapacağını ilan edecek kadar acizlik örneği sergileyerek bizleri sözüm ona korkutmaya çalışmaktadır. Tüm sağlık çalışanlarının alnı açık ve başı diktir! Ne yaparlarsa yapsınlar bizler halkımızın yararına çalışmaya devam edeceğiz ve söylenen yalanları bir bir ortaya dökeceğiz.
Oyunun ikinci bölümü “Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısı” ile sahnelenmek istenmektedir. Bu yasa tasarısının ruhu devlet hastanelerinin satılmasıdır. Kâr etmeyen hastanelerin geri plana itilerek kapatılmalarını ya da kâr eden kurumlar haline gelmelerini sağlamaktır. Yani hastayı “müşteri” yerine koyan ve sadece kâr amacı güden hastanelerin yaşayabileceği bir sistem kurulmaktadır.
Oyunun üçüncü perdesi ise “sözde Tam Gün Yasa Tasarısı”dır. Bütün sağlık çalışanlarının uzun yıllardır istediği tam gün çalışma düzeni içi boşaltılarak halkımızın zararına olacak şekilde düzenlenmektedir. Bu uygulamalar, tıp eğitimini telafisi mümkün olmayacak şekilde bozacaktır. Yani bu uygulamalar bugün sizlerin yarın ise torunlarınızın sağlığını tehdit etmektedir.
Tüm bu gerçekler ortadayken, “Sağlıkta Dönüşüm/Yıkım Programı”na inatla devam edilmesini anlamak mümkün değildir. Zararın neresinden dönülse kârdır. ABD ve AB’ye şirin görünmek adına halkın sağlığının tehlikeye atılmasını asla kabul etmeyeceğiz. Beceriksizliklerin ve kuru inadın faturasını halkımız ödemek zorunda değildir ve elbette ki bunun hesabını çok iyi bir şekilde soracaktır.
Bizler, Mersin Tabip Odası, Mersin Dişhekimleri Odası, Mersin Eczacı Odası, Mersin Veteriner Hekimler Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) olarak,
- Aile Hekimliği uygulamalarının derhal iptal edilmesini istiyoruz.
- “Katılım payı” adı altında yapılan soygunun derhal durdurulmasını istiyoruz
- Kamu Hastane Birlikleri yasası daha büyük felaketlere yol açacağından, henüz tasarı halindeyken geri çekilmesini istiyoruz
- Tam Gün Çalışma Yasa tasarısının halkımızın ve sağlık çalışanlarının yararına olacak şekilde yeniden düzenlenmesini istiyoruz
KISACA
- Sağlıkta dönüşüm/Yıkım programının derhal sonlandırılmasını istiyoruz
- Tüm bu isteklerimizin halkımız, sağlık çalışanları ve Ülkemiz için yararlı olacak şekilde düzenlenmesi için yeterli bir birikime sahip olduğumuzu hükümet yetkililerine hatırlatıyor ve yetkilileri sağlığın gerçek sahibi olan bizlerle işbirliği yapmaya davet ediyoruz.
- Son olarak da tüm bu yanlış uygulamalardan dolayı hükümetin halkımıza büyük bir “ÖZÜR” borcu olduğunu hatırlatıyoruz.
Taleplerimizin en kısa sürede karşılanmaması halinde önce uyarı, daha sonra da uzun süreli eylemlere başlayacağımızı Kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.
Mersin Tabip Odası, Mersin Dişhekimleri Odası, Mersin Eczacı Odası, Mersin Veteriner Hekimler Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) adına
Prof. Dr. Aytuğ Atıcı
Mersin Tabip Odası
Yönetim Kurulu Başkanı
Katılım ve katkılarından dolayı Devrimci Sağlık İş Sendikasına ve Mersin Üniversitesi Öğretim Elemanları Konseyine yürekten teşekkür ediyoruz.
Fotoğraflar :