YENİ HAZIRLANAN 1/100.000 ÖLÇEKLİ MERSİN-ADANA ÇEVRE DÜZENİ PLANINDA İŞARETLENMİŞ OLAN AKKUYU NÜKLEER SANTRALİNE VE PLANA İTİRAZ EDİYORUZ.
Mersin halkı, nükleer santrallere karşı çok çeşitli eylem ve etkinlikler yaparak ve hukuken birçok davalar açarak itirazını defalarca yaptı,bugünde yeni hazırlanan ve halen askıda olan 1/100.000 Ölçekli Mersin-Adana Çevre düzeni planında işaretlenmiş olan Akkuyu Nükleer Santraline ve plana itiraz ediyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,kendilerine 24 Ocak 2013 tarihinde teslim edilen ve Mersin halkının nükleer santral karşıtlığında itirazlarını dile getirmek için başlattığı imza kampanyasında toplanan 200 bin itiraz dilekçelerini,İl Genel Meclisinin ve Mersinde bulunan tüm ilçe ve büyükşehir belediye meclislerinin Akkuyu nükleer santraline karşı almış oldukları kararları görmezden gelerek ,Mersin halkının iradesini hiçe saymıştır.Çevre ve Şehircilik Bakanlığını rant uğruna uyguladığı bu keyfi tutumu şiddetle kınıyoruz ve bunun hesabını ülkemizde hukuken sormanın yanında ülkemizin imzaladığı uluslararası sözleşmelere aykırılık nedeni ile de uluslararası mahkemelere de başvuru yapacağız.
Mersin-Adana Planlama Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı’nın genel yaklaşımı olan, Bütünlük, Koruma, Gelişme, Planlama ve Katılım ilkelerine aykırı bir biçimde yapıldığı ortadadır.
Akkuyu nükleer santrali 1/100.000 Ölçekli Çevre düzeni planında doğal ve arkeolojik sit bölgesinde, Doğal Yaşam Alanlarına,Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgeleri ve Turizm Merkezleri ne çok yakın işaretlenmiştir.
Öte yandan, plan askıya çıkmadan önce ,devletin resmi kayıtları altına alınan flora ve fauna varlığı ile turizm ve doğal alanlar dikkate alınarak Mersin’deki meslek odaları ve yerel dinamikleri tarafından demokratik ve katılımcı bir süreçte Mersin’in Turizm, Tarım ve Ticaret ile kalkınması planlanmıştır.Akkuyu Nükleer Santral yapımı bu yerel kalkınma planları ile de çelişmektedir.
Akkuyu Nükleer santrali yayınlanan Çed raporunda da belirtildiği gibi soğutma suyunun Akdeniz den alınacağı yazılmıştır. Denizden alınacak soğutma sularında milyarlarca balık larvasının ve mikro organizmanın haşlanarak yok olacağı,deşarj suyunun Deniz suyu sıcaklığını yükselterek denizin tüm eko sisteminibozacağı,çevreye yayacağı ağır kimyasal elementler ile tüm canlıların yaşamını olumsuz etkileceği,
Rusya’da Çernobil ve Japonya’da Fukişima’da Nükleer Santral kazaları göstermiştir ki, kaza sonrası yüzbinlerce insan aldığı radyasyon bulaşması nedeniyle hayatını ,sağlığını ve evini kaybettiği , doğal ve sağlıklı yaşam olanağının kalmadığı ortada iken Akkuyu çevresi ve hinterlandında yüzbinlerce insanın geçimini tarım, balıkçılık ve turizmden sağladığı gerçeğiyle,Akkuyu nükleer santrali bölgemizde başta insan sağlığı olmak üzere,tarıma,balıkçılığa ve turizme çok büyük zarar larvereceği bilinmektedir.
Dünyada bugün mevcut hiçbir Nükleer Teknoloji, atık sorununa kesin ve zararsız çözüm bulamamıştır. Bulunan geçici çözümler çok pahalı ve risklidir. Akkuyu NGS A.Şirketi gerek ÇED raporunda, gerekse internet sitesi ve basın açıklamalarında Akkuyu Nükleer Santralinden çıkabilecek radyasyonlu nükleer atıkların nasıl yok edileceğini ve transferi konusunda güvenli ve tatminkar bir çözüm açıklamamıştır.
Öte yandan bağımsız nükleer uzmanlarının ve bilim insanlarının Akkuyu’da kullanılacak teknolojinin denenmişliği ve güvenirliliği konusunda açıklama ve şüpheleri vardır.Aynı şüpheler bölgedeki deprem olasılığı içinde geçerlidir.
Yeni hazırlanan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı bölgemizin 50-100 yıllık geleceğini belirleyen imar anayasasıdır. Bu yönüyleplan sadece bugünkü nesli değil, gelecek kuşakların geleceğini de etkileyecektir.
Yaşam alanlarımızı kirletecek,sağlığımızıbozacak,


