01.04.2014
Değerli Meslektaşımız,
UDEK üyesi olan İşyeri Hekimleri Derneği, hükümetin işyeri hekimliği alanında yaptığı değişiklikler, işyeri hekimlerinin desteklenmemesi, başarısız gösterilmesi, suçlama, tasfiye/hizmet şeklinin değiştirilmesi planı, işyeri hekimliği için de hayata geçirilmiştir. Konu ile ilgili detaylı yazı aşağıda görülmektedir.
Bilgilerinize sunar, çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Mersin Tabip Odası Yönetim Kurulu
Meslek Hastalıklarının Hesabı İşyeri Hekimlerine Kesilmek İstenmektedir
Sağlıktaki dönüşümle birlikte ülkemizde hekimin köle olarak çalıştırılmak istendiği bir düzen kurulmaya çalışıldığı, ortak meselenin “emek” olduğu, bu açıdan bakınca da taşeron ya da kadrolu, hekim ya da temizlik işçisi fark etmediği görülmektedir.
Yaşanmakta olan süreçte kendini özne olarak görenlerin çeşitliliği artmakta, bir zamanlar taşeronlaşmayı kendilerine uzak algılayanlar, aslında kendilerine biçilen rolün işçi sınıfının/emeğin diğer bileşenlerinden farklı olmadığını, onlarla aynı kaderi paylaşmakta olduklarını farketmektedir. İşyeri hekimlerinin de bu sürecin bir bileşeni olduğu açıktır.
İşyeri Hekimliği; bu alanı onlarca yıldır sahiplenen Türk Tabipleri Birliği’nin kamusal fayda odaklı faaliyetleri kapsamından çıkarılmak, içi boşaltılarak niteliksizleştirilmek, yerli ve yabancı sermayenin çıkarlarına “taşeron işçisi” düzeyinde hizmet eden bir yapıya dönüştürülmek, bir uzmanlık alanı olarak tanımlanmak yerine, sadece ek gelir kapısı olarak görülmesi gereken korumasız bir hekim grubu ilan edilmek, hedef gösterilmek, felç edilmek, mesleğini yapamaz hale getirilmek, mesleğinin itibarı zedelenmek, suçlu ilan edilmek istenmektedir. Bu arada asıl sorumlular ise aklanmaktadır.
İşyeri Hekimlerini bekleyen diğer bir tehlike: Kargaşa Yaratılıp Suçlu Gösterilmek olmasın!
Türkiye’de Meslek Hastalığı tanı sürecinde kavram kargaşası oluş(turul)muştur, bugüne kadar 506 ve 5510 sayılı yasalar ile “tazminat” kavramı üstünden meslek hastalığı(MH) süreci yaşanmıştır. Bugünden sonra 6331 sayılı ve 5510 sayılı yasalar (*) birlikteliğinde; sınırları açık bırakılmış MH tanımlaması ile kargaşa ortamının yaratılacağı, “sertifikaların askıya alınması” vb. kavramlarla “suç-suçlu” bakışının körükleneceği, “yetki, sorumluluk, temsilci” vb. kavramlarla işverenin sorumluluklarının çalışanlara paylaştırılacağı, tarafların birbirine vurdurulacağı bir sürecin emareleri görülmektedir.
Ne yazık ki, İşyeri Hekimleri alandaki tüm tarafların (işçi, işveren, sosyal kurumlar, Devlet, yargı) çıkar çatışmalarının ortasında kalmak üzeredir.
İşyeri Hekimleri şu an için sahipsiz kalmıştır!
Bugüne kadarki “seferberlik, kampanya, proje” vb. uygulamalar 2009-2013 politika belgesinde hedeflenen amaca gitmede yeterli olamamış, yeni politika belgesi de boş çıkmıştır. Ekonomik, mesleki, hukuki, idari yönden sınırları net çizilmiş, uygulanabilir kurallar konulmadan İşyeri Hekimlerinin organize bir şekilde MH tanı sürecine katılmaları beklenmemelidir.
Ayrıca; biz bu filmi görmüştük!
Geçmişte sağlık ocakları için yapılan; desteklenmeme, başarısız gösterme, suçlama, tasfiye/hizmet şeklinin değiştirilmesi planı, şimdi İşyeri Hekimliği için hayata geçirilmektedir.
Ne Yapacağız?
Öncelikle, İşyeri Hekimleri ve tüm hekimler olarak emek sınıfının yaşamakta olduğu sürecin içinde olduğumuzu bilmeliyiz. Yerimizi ve duruşumuzu buna göre konumlandırmalıyız.
Biz hekimlere özgür seçimlerimiz dışında dayatılmaya çalışılanları REDDETMELİYİZ.
Mesleki mücadele olarak ilk iş: İşyeri Hekimleri meslek hastalığı öntanısı ile sevklere başlamalıdır.
• Ne SGK’nun ne de sağlık hizmet sunucularının/ yetkilendirilmiş kurumların işyeri hekimleri tarafından yönlendirilecek şüpheli işçileri karşılayabilecek kapasiteleri ve MH tanısında nitelikli işgücü yoktur/ sınırlıdır.
• Laboratuarları, AR-GE’leri yetersizdir.
• Yaşanan son üç yıllık süreç bunun en güzel kanıtıdır.
İşyeri Hekimleri meslek hastalığı öntanısı koydukları vakaları sevk etmezlerse müfettiş, belge, rapor, ceza, tazminat, adliye, avukat sarmalında savrulacak, ülkede nitelikli işçi sağlığı hizmeti sunma imkanı da nitelikli, mesleki etik ve bağımsızlık ilkelerini savunarak çalışan İşyeri Hekimi de kalmayacaktır.
Sevk etmek yetmez, aslında ne bekliyoruz?
İşyeri Hekimleri sevk ettikleri MH öntanılı çalışanlar için:
• İşçide şüphelenilen patolojinin kanıta dayalı olarak varlığının- yokluğunun kayıt altına alınmasını,
• İşçide saptanan patolojinin çalıştığı iş/ortamla ilgili olup olmadığını,
• Patolojinin geçici mi yoksa kalıcı mı olduğunu,
• Mevcut patoloji ile çalıştığı işte ya da başka bir işte çalışmayı sürdürüp sürdüremeyeceğini,
• Tedavi, olası prognoz, işyerinde yapılması önerilen koruyucu faaliyetler hakkında görüş talep etmelidir.
Sağlık Hizmetleri Boyutunda Meslek Hastalığı Tanı Sürecinde Yapılması Gerekenler Neler?
“İşyeri Hekimlerinin Manifestosu”
1. İşyeri Hekimlerinin mesleki bağımsızlığı yasalarda “sözde” bağımsızlık şeklinde olmamalı, kamusal güvence sağlanmalıdır.
2. İşyeri Hekimi sayısı arttırılmalı ve çalışma süresi TTB önerilerine uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
3. İşyeri Hekimleri tedavi edici hekimliği koruyucu hekimliğin önüne geçiren yaklaşımları terk etmelidir.
4. Sektörlere yönelik bilimsel nitelikleri geliştirilmiş, güncel, uygulanabilir, öncelik sıralamalı ulusal sağlık gözetimi mevzuatı ve rehberleri oluşturulmalıdır.
5. İşyeri Hekimleri muayene, test, tetkik uygunluk kriterlerini iyi çalışmalı ve algoritmalar üstünden en ufak bir şüphede “meslek hastalığı şüphesi/meslek hastalığı yönünden incelenmesi amacı ile vb” notlar düşerek bu rehberler ışığında işyerinde inisiyatif alarak sevklere hız vermelidir.
6. İşyeri Hekimleri hızla ve güçlü bir şekilde mesleki anlamda örgütlenerek alanda yer alan tüm meslek örgütleri, sendikalar, üniversiteler ile işbirliği yapmalıdır.
7. İşyeri Hekimleri araştırmacı olmalı, nitelikli, kanıta dayalı desteklerle alanda söz sahibi olacak bilgi birikimi oluşturmalı, siyasi otoritenin sermaye baskısına karşı bilimi kullanmalıdır.
8. Meslek hastalığı bildiren ya da bildirilen kurumda çalışan hekimler cezalandırıcı denetimler yerine desteklenmeli, birincil ve ikincil koruma önlemlerine yönlendirilmelidir.
9. Kamu tarafından sağlanan ve takibi yapılan ortak bir yazılım sistemi tüm İşyeri Hekimlerince kullanılabilir olmalı, sektöre/ mesleğe/ maruziyete göre sağlık gözetim parametreleri oluşturularak standardizasyon sağlanmalıdır.
10. Yetkilendirilmiş sağlık kurumları ile İşyeri Hekimleri arasında entegre yazılımlar oluşturulmalı, İşyeri Hekimleri ile bu kurumlar arasında sistematik bir iletişim ağı oluşturulmalıdır.
11. “Meslek hastalığı” kavramı “mesleki sağlık sorunları” vb. daha kapsayıcı bir tanımlamanın alt başlığı olarak kurgulanmalıdır.
12. “Mesleki sağlık sorunu=Tıbbi meslek hastalığı” bildirimi işveren adına hekimler tarafından “bildirimi zorunlu hastalıklar” gibi Sağlık Bakanlığına yapılmalıdır.
13. Böylece İşyeri Hekimleri çalışma yaşamından kaynaklı olduğunu düşündükleri her türlü sağlık sorununu özgürce ön tanı ile sevk edebilmeli, sağlık kurumları da SGK’nın tazminat baskısı altında kalmadan tıbbi tanılarını koyabilmeli, gerektiğinde de bildirimini yapmalıdır.
14. Bu bildirimler içinden tazminatı gerektiren durumlarda (hak kaybına sebep olabilecek iş değişikliği, çalışmanın engellenmesi-sanatı yapamama, sürekli iş göremezlik, ölüm) bağımsız/demokratik kurgulanmış bir kurul karar verici olmalı, SGK’nın hegemonik, insalcıl olmayan, sınırsız hak kayıpları doğuran ve antidemokratik uygulamaları sonlandırılmalıdır.
15. İSGÜM desteklenmeli, modern enstitülere dönüştürülmeli (Türkiye-OSHA), bölgesel hizmet ağı oluşturulmalı, bölgesel risklere göre teknolojik donanımı sağlanarak hizmet ağı genişletilerek yaygınlaştırılmalı ve ulaşılabilir olmalıdır.
16. Sağlık Bakanlığı Çalışan Sağlığı Dairesi (Türkiye-NIOSH) olgunlaştırılmalıdır.
17. Bu iki kurum koordine bir şekilde sahayı izlemeli, dinamik kararlar verebilmeli, meslek örgütleri, üniversiteler, sendikalardan destek almalıdır.
18. Bu iki kurumun entegre veri sistemleri ile hem ortam hem de bireysel gözetim parametreleri üstünden takip yapılmalı, programlı, davetli denetimler haricinde bu değerlerin takibine göre de işyerlerine olağan dışı denetimler kurgulanmalıdır.
19. İşyeri Hekimleri hekim kimlikli, bağımsız denetmenlerce denetlenmelidir.
20. Kamu hastanelerinde İSG laboratuarı yönünden AR-GE çalışmaları yapılmalı, hızlandırılmalı ve İşyeri Hekimleri İSG esnafının ucuzcu, piyasacı baskısından kurtarılmalı, akredite kurumlardan hizmet almamızın önü açılmalıdır.
21. Kamu hastanelerinin işçi sağlığına yönelik laboratuar hizmeti sunabilmesi için İSG esnafı ile ekonomik olarak rekabet edebilir şartlar oluşturulmalı, SGK bütçesinden desteklenmesinin yolu açılmalıdır.
22. Meslek hastaneleri performans sistemi dışında tutulmalı, bu kurumlarda çalışmak özendirilmeli, diğer hastanelerde ise performans kriterleri içinde meslek hastalığı tanısı koymayı özendirici seçenekler kurgulanmalıdır. Bu yolla İşyeri Hekimleri gereksiz iş-işlemler yapan uzman hekimlerin sebep olduğu masraflardan dolayı oluşan işveren baskısından kurtarılmalıdır.
23. Sağlık kurumlarının ve branş hekimlerinin işçi sağlığına yönelik “genel” bilgi düzeyleri arttırılmalı, sadece hastalık/meslek hastalığı olarak değil “çalışma” yönünden bireye bakışlarını sağlayacak “farkındalık eğitimleri” düzenlenmeli, rehberler (ICF vb) yolu ile standardizasyon sağlanmalıdır.
İşyeri Hekimlerine, Hekimlere ve Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
İşyeri Hekimleri Derneği
(*) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu madde 14, 20, 21, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu madde 14.