12/07/2012
BASINA VE KOMUOYUNA
Ülkemizde uzun bir süredir sendikalara,emek ve demokrasi mücadelesi yürüten kesimlere kısacası bütün demokratik muhalefete karşı sürdürülen yoğun baskı ve sindirme uygulamaları AKP iktidarıyla birlikte bütün muhalif güçlere karşı gittikçe ağırlaşan ,toplu gözaltı ve tutuklamalara dönüşen bir saldırı halini almıştır.Bu saldırıların son örneği yandaş medyanın iftira, karalama ve yalanları eşliğinde sendikamız KESK ‘e yapılan kitlesel gözaltı ve tutklama dalgasıyla kendisini göstermiştir.
KESK olarak, ne zaman haklarımızı, özgürlüklerimizi yok sayan düzenlemelere, saldırılara karşı emek ve demokrasi mücadelemizi yükseltsek karşımızda korku imparatorluğunun “ustalaşan” mimarı AKP’yi buluyoruz.
12 Eylül zihniyetiyle her hangi bir sorunu olmayanlar emek düşmanlığı konusunda darbe dönemi yöntemlerini bile gölgede bırakacak uygulamalara imza atmaktadırlar.
Gerçekleri çarpıtma konusunda da çıraklıktan ustalığa geçenler, “12 Eylülle hesaplaşacağız”, “temel hak ve özgürlükleri genişleten anayasa yapacağız safsatalarına inanmamızı bekliyor. Oysa gerçekler gün gibi ortadadır. Toplum vicdanında mahkum olan Bahçelievler katliamı sanıkları yeni yargı paketi diye sunulan düzenleme sonucunda serbest bırakılırken, halen binlerce öğrenci, gazeteci, sendikacı ve seçilmiş insan suçsuz yere cezaevlerinde yatmaktadır. Bu uygulama AKP’nin ileri demokrasisinin ne anlama geldiğinin somut göstergesidir.
Yargı paketlerinin de, yasaların da, cilalı sözlerle süslenen reformların da dolandırıcıyı, tecavüzcüyü, tetikçiyi ve arkasındaki derin güçleri koruyan yasal düzenlemeler olduğu gün gibi ortadadır.
AKP parlementoyu bay-pas ederek çıkardığı kanun hükmünde kararnameler ya da çoğunluğuna dayanarak çıkardığı yasalarla bu ülke halklarının değil, ortak olduğu uluslararası sermayenin çıkarlarını koruduğunu her uygulamsıyla göstermektedir. Bunun en son örneği kamuoyunun gündemine getirilen ve yasalaşması durumunda emekçilerin yıllarca çalışarak hak ettikleri kıdem tazminatlarını gasp etmeyi ve yeniden sermayenin hizmetine sunmayı hedefleyen düzenlemedir. Bu birikimler üzerinde hak sahibi olan sadece emekçilerin kendileridir. Onlar adına kimsenin ‘ umut tacirliği yapmaya hakkı yoktur.
KESK’in siyasal iktidar tarafından hedef alınmasının üye ve yöneticilerine karşı sürdürülen baskı, gözaltı, tutuklama ve karalama kampanyasının temel nedeni; KESK’in faşizme karşı demokrasiyi, emperyalizme karşı bağımsızlığı, savaşa karşı barışı,baskılara karşı özgürlüğü,ırkçılığa ve şovenizme karşı halkların kardeşliği ve eşitliği için mücadele eden kamu emekçilerinin sesi olmasıdır.
Çünkü KESK, sendikal mücadelenin demokrasi ve özgürlük mücadelesinin bir parçası olduğunu bilen kamu emekçilerinin mücadele örgütüdür.
Çünkü KESK, bu ülkede hak verilmez alınır şiarını ilke edinenlerin yarattığı fiili ve meşru mücadelenin adıdır.
Çünkü KESK, tüm Türkiye’ye yayılmış, sadece üyelerinin değil emek ve demokrasiden yana olan herkesin yüreğinde ve beyninde yeri olan bir mücadele örgütüdür.
İşte bu nedenle; üyelerinin hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmekle görevli her sendikanın, her konfederasyonun yapması gereken sendikal faaliyetlerimiz sorgulama konusu haline getiriliyor.
İşte bu nedenle; sorgulamada arkadaşlarımıza “ 21 Aralık, 23 Mayıs grevlerine neden katıldınız? 4+4+4 yasasına karşı neden eylem yaptınız? Gözaltına alınan, tutuklanan arkadaşlarınız için neden basın açıklaması yaptınız? Diye soruluyor.
İşte bu nedenle; KESK’in kararlı mücadelesinden ürken, Başbakan ve hükümet üyeleri her eylemimizde KESK’i hedef gösteren açıklamalar yapmaktan geri durmuyor.
İşte bu nedenle; haklı mücadelemizi yıpratmak ve kamuoyunun kafasında soru işaretleri oluşturmak amacıyla yapılan gözaltı ve tutuklama furyası sürüyor
Çünkü biz, onurlu mücadelemizde kimseye biat etmedik. İktidara gönüllü kulluk yapıp, eteğini öpen yandaşlardan, nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilenlerden olmadık.
Üzerimizde yarattıkları baskılarla bizi sindireceklerini sananlara buradan bir kez daha sesleniyoruz.
Emeğin hakkını aldığı bir dünyaya inananlar, kardeşçe, eşit, özgür bir arada yaşam mücadelesi verenler hep var olacaktır.
Gözaltına alınan arkadaşlarımız şahsında emek, demokrasi, barış ve eşitlik mücadelemizi durdurabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Bilin ki üyelerimizin yarattığı ortak değerlerimizin ürünü olan fiili ve meşru mücadelemiz her türlü baskı ve sindirme uygulamalarına rağmen artarak devam edecektir.
KESK onurumuzdur, onurumuzu çiğnetmeyeceğiz. Ne darbelere, ne statükoya ne de AKP faşizmine teslim olmadık, olmayacağız.
KESK’i bitirmeye, diz çöktürmeye fetva çıkaranlara inat dimdik ayakta olmaya devam edeceğiz.
Buradan siyasal iktidara bir kez daha sesleniyoruz. Bizleri baskı altına almaya çalışan haklı mücadelemizden döndürmeyi amaçlayan her türlü hukuk dışı ve fiili uygulamaların karşısında geçmişte olduğu gibi, bu gün de sessiz kalmayacağımız bilinmelidir. KESK olarak tüm demokratik muhalefete, üye ve yöneticilerimize yönelik yıldırma ve sindirme uygulamalarına son verilmesini, çeşitli kılıflara büründürülerek tutuklanan tüm arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.
YAŞASIN SENDİKAL MÜCADELEMİZ KESK Mersin Şubeler Platformu A.
İmam ÖZDEMİR
YAŞASIN KESK Kültür Sanat –Sen Şub.Bşk.